Skip to main content

Okuduğunuz için teşekkürler

Evet bir günü daha bitirmeye yaklaştık. Belki de gün bizi bitirmeye yaklaştı.. Geçmez dediğim bir gün olmadı bugün o yüzden hızlı geçti diyebilirim. Yarın hakkında neler düşüneceğimden şüpheliyim. Hatta bir dakika sonrasından bile ama daha iyiyim. İyinin tanımını kendime henüz yapamıyorum belki nefes almak belki yemek yemek belki sigara her neyse işte iyinin ne olduğunu hala bilmiyorum. Fakat kötü olarak adlandırılan şeylerin de kötü olmadığı düşüncesindeyim. İyi olmayan her şeyi kötüleyemem. Canımı acıtan her bir şeyin başkaları için şuan kötü olmaması gibi.. Yani bir hayat üzerinde birden farklı hayatı yaşıyoruz aslında ve buna yaşamak diyoruz. Belki iyi belki kötünün iyisi ama kötü değil. Bu gün yazdığı yazının bir konusu olmayan birinin yazılarını okuyorsunuz. Kim olduğumu aramaktan aslında erken yoruldum ama bu konuda yorulmanın, pes etmenin yada direnmenin hiç bir anlamı yok hayat zaten isteseniz de istemezinde öğretiyor sizi size. Doğmak gibi sorulmuyor. Yargılanabiliyor ama sonuca varılamıyor. Farklı olmanın özel bir şey olduğunu düşünürdüm. Özelmiş.. Özel şeyler ya saklı yada yalnız kalırdı böyle gördüm ve böyle oldum. İnsan neyi istediğini bilmeli. İlham veren filmleri izlemek gibi değil hayat içinde oynayan oyuncuların rollerini yapmak ne kadar zor ise onu yazan senaristin ruh halide bir hayli ilgi çekici ama kaçımız merak ediyoruz? Detayın altında ki detayı görmeden yaşamanın ne anlamı var? Ben sizi anlamıyorum belki de siz beni anlamıyorsunuz ama önemi yok. Gün gelir anlarsınız ve o günün gelmesini istemem. Ben varlık içinde yokluk çeken biriyim tamamen kendi isteğiyle anlaşılması zor aldığım bir ton kararların nedenleri ama imkansız değil. Ve eğer ki çevrenizdeki insanlar o zorun altında kalmışsalar siz onları imkansıza sürüklüyorsunuz yani onların tabiri bu. Size bir şey diycem. Bugün de bitiyor. Yazdıklarım bugün için geçerli demek isterdim ama yarına bir kaç artı daha eklenir bu listeye karamsarlık adına. Ama hala pozitif bakalabiliyorsanız hayata, insanlara bakın. Gözünü bir an çevirmeden yoksa an gelir bir anlığa bir ömür takılır kalırsınız. Benden bu kadar okuduğunuz için teşekkürler..

Comments

Popular posts from this blog

Ben allaha inanmıyorum siz inanıyor musunuz?

1 yıldan uzun süredir yayın konum olan ''Ben allaha inanmıyorum siz inanıyor musunuz? Sanırım bu blogda da sona yaklaştık. Ama artık sonun ne zaman geldiğini bilmiyorum. İnsanoğlunu anlamaya çalışıyorum her gün. Yıllar önce bir insanı anlamanın yolu onunla eşit şartlarda yaşamak olduğunu öğrendim ve bunu başardım. Lakin son konumuzda hiç onlarla aynı konumda olamadım. İnançsa konu, inançsızlık yalanı doğuruyor onlarda. Kısa bir özet geçmek daha anlaşılır yapar. ('') Yapacağım alanlar ''Ben allaha inanmıyorum siz inanıyor musunuz?'' Anlamına gelir. '' - Küfürler ''- Neden inanmıyorsun?'' ''- Ölünce inanırsın. ''- Nerede yaşıyorsun adresini ver de inanmanı sağlayayım. (Verdim) Küfürlere söyleyebileceğim bazı benzetmeler vardır yayınlarda hep söylerim. O da; Muhammed gibisiniz. Tam tarife uyan bir davranış. Muhammed kendisinin peygamber olduğunu iddia eden kişi ve aynı şekilde onun ağzından duyulan sözler i...

Zaman

Aslında zamanı yazmak uzun süredir düşünüp yazmaktan kaçındığım bir konuydu. Mükemmel işlenmesini istiyordum benim tarafımdan ama zaman mükemmelliği aramaz. Zaman nedir? Yada ne değildir bu öğretici bir yazı değil zamanı ölçemeyiz tartamayız sadece örneklerle ifade edebiliriz. Yaşlanan bir insanı zamanla kalıplaştırabilirsin fakat yüzlerindeki yaşlılık belirtileriyle geçen zamanı kabullendirebilirsin. Ben zamanı sevmeyenlerdenim. Tarihin eski zamanlarına gidecek olsaydık zamanı bulan icat edenlerin biz insanlar olduğunu rahatlıkla anlardık peki ne için? Güneşin doğup batmasıyla alakadar bir konu değildi zamanı bulmak çünkü o hep planlı işlerdi yani bunun bizim mucidi olduğumuz zamana zerre ihtiyacı yoktu. Aslında düşününce zamana bir insanında ihtiyacı yoktu. Zaman ilerler bazen geçmişteki günlere benzer ki günde bir zamandır. Zaman algısı şuanı yazıp anlatmaksa ben zamanın dışındayım uzun bir süredir. En azından sizin zamanınızdan. Üzüntüler, beklentiler planlar ve korkular hep...

Bir falcının günlüğü 2

Saygı değmez gelişmemiş insanlar. Beni uzun süredir hem buradan hem bloglarımdan ve yayınlarımdan takip edenler. Sizi sevmeme sebeplerimi bu şekilde göstermek hoşuma gidiyor. Bu yazıyı tweetlerimi görüp okuyanlar beni daha iyi anlayacaklardır lakin o tweetlerimi görmeden okuyanlar merve veridin olduğu erkan görüntüleri okusunlar. Kendileri ilham kaynağım oldu.  Fal bakmaya başlama sebeplerim daha önceki bloglarımda yazıldı. Cinlerin kontrol edildiği bir ailedeyim. Anne ve babası bu konuda güçlü varlıklarla iletişim halinde iken onlardan dünyaya gelen de tek erkek çocuk benim. İpler benim elime geçtiğinde çok küçük yaşlardaydım. Cinler bir kenara görüp, duyduklarım için peygamber olmam bile gerekiyordu dini kaynaklarda yazana göre. Neyse ki inancı dinlerden ziyade yaratıcı olan biri için bunlar hiç önemli olmamıştı. Yıllar ilerleyince insanlara olan sevgim hep azaldı. Bunun tonlarca sebepleri arasından sayabileceklerim bazen insanların bana olan inancı, bazense çok fazla...