Skip to main content

Dağ

Güç sahibi ve güçlü birisi olmak arasında dağlar kadar fark var. Fakat dağı da nasıl gördüğümüz önemli bu konuda. Bir çok farklı güç bir dağda birden fazla büyük yada küçük etki yapabilir fakat dağ dağdır. Değişime uğrasa da dağ, alanı kısıtlansa da dağ, üstüne binalar yapılsa da dağ. Ama gücü olanlar bir isim değişikliği ile koca dağın varlığına bir hayli ihanet ederler ama yine de dağ dağdır. Bizler de güçlüyüz bu şekilde yaratıldık ve bu şekilde kalmak için varız. Fakat gücün tanımı, şekli her insan için farklı olmalıdır ki bu böyledir. Kendimize söylediğimiz ve söylemeye devam ettiğimiz ne varsa tekrardan düşünmek gerek çünkü onların doğru olduğundan şüphe etmemiz bir nebze farkındalığımızı arttırabilir, pozitiflik katabilir veyahut üzebilir. Ama dağ dağdır. Bizler de aynıyız. Zaman geçer değişime uğrarız bazen yıpranır bir ömür gibi geçen geçmişin gelecekte de yakamızı bırakmayacağını düşünürüz. İyileri de bir çırpıda unuttuğumuz gibi. Fakat dağ hala dağ. Biz kimiz? Kaç yıl önceki bizin izlerini taşıyoruz? Tamamen değişmişlik yok asla olmaz sadece alternatiflerimiz olmaya başlar elimize ... şekilde davranmak daha iyi, daha kabullenebilir dediğimiz için aslında kaç yıl önceki bizi şuan kullanmıyoruz. Belki en büyük yanlış bu. Herkesin gerçek rehberi kendisidir. Bir nebze de olsa. Kendinizi iyi şekilde kurun. Kötü hissettirecek olsa da kötü hissettirmemek için.. Sınavlar da kalmalı üç yanlışın bir doğruyu götürdüğü. Ben doğru insan olmadığımı düşündüğüm sürece hiç bir insanı yanlışa götürmek istemem istemiyorumda. Fakat dağ depreme dayanıksızdır. Şiddetli bir depreme.. Yarılır, ayrışır ilk halinde ki gibi olmaz. Fakat kalabildiğince yerinde kalmaya çalışır. Küçük etkenler onu üzmez, sinirlendirmez o sadece beklediği büyük sonu bekler fakat en az seviyede tutar. Çünkü en güçlü insan da varlıkta yıkıldığı zaman içten yıkılır ve bir daha eski haline dönemez. Fakat dağ yine dağdır. Ben dağ olamam.. Yıkılabilirim, üzülebilir kötüye gidip buna bir gün dur da diyebilirim. Benim seçimlerim doğrularım ve yanlışlardan aldığım derslerim var. Ve ne yazık ki bunlara çalışmak zorundayım benim için çözen birisi yok dağın da olduğu gibi. Önüme bir alternatif koyan birisi de yok dağ gibi olduğum için. Siz dağ olmayın. Olmak istemezsiniz fakat bir gün olur da yazdıklarım birilerine anlamlı gelirse dönüşü olmayan bir yola girdiğinizi anlamanız gerekmekte. Çünkü şuan benim yazdıklarımı okuyorsunuz benim yazdıklarıma katılıyorsunuz. Bu ne yazık ki bir kaç adım önde olmak demektir bu konuda. Bu bir yarış değil kazananı kaybeder çünkü sonunda bir çok insanın şuan istediği istekler sunulmuyor.

Comments

Popular posts from this blog

Ben allaha inanmıyorum siz inanıyor musunuz?

1 yıldan uzun süredir yayın konum olan ''Ben allaha inanmıyorum siz inanıyor musunuz? Sanırım bu blogda da sona yaklaştık. Ama artık sonun ne zaman geldiğini bilmiyorum. İnsanoğlunu anlamaya çalışıyorum her gün. Yıllar önce bir insanı anlamanın yolu onunla eşit şartlarda yaşamak olduğunu öğrendim ve bunu başardım. Lakin son konumuzda hiç onlarla aynı konumda olamadım. İnançsa konu, inançsızlık yalanı doğuruyor onlarda. Kısa bir özet geçmek daha anlaşılır yapar. ('') Yapacağım alanlar ''Ben allaha inanmıyorum siz inanıyor musunuz?'' Anlamına gelir. '' - Küfürler ''- Neden inanmıyorsun?'' ''- Ölünce inanırsın. ''- Nerede yaşıyorsun adresini ver de inanmanı sağlayayım. (Verdim) Küfürlere söyleyebileceğim bazı benzetmeler vardır yayınlarda hep söylerim. O da; Muhammed gibisiniz. Tam tarife uyan bir davranış. Muhammed kendisinin peygamber olduğunu iddia eden kişi ve aynı şekilde onun ağzından duyulan sözler i...

Zaman

Aslında zamanı yazmak uzun süredir düşünüp yazmaktan kaçındığım bir konuydu. Mükemmel işlenmesini istiyordum benim tarafımdan ama zaman mükemmelliği aramaz. Zaman nedir? Yada ne değildir bu öğretici bir yazı değil zamanı ölçemeyiz tartamayız sadece örneklerle ifade edebiliriz. Yaşlanan bir insanı zamanla kalıplaştırabilirsin fakat yüzlerindeki yaşlılık belirtileriyle geçen zamanı kabullendirebilirsin. Ben zamanı sevmeyenlerdenim. Tarihin eski zamanlarına gidecek olsaydık zamanı bulan icat edenlerin biz insanlar olduğunu rahatlıkla anlardık peki ne için? Güneşin doğup batmasıyla alakadar bir konu değildi zamanı bulmak çünkü o hep planlı işlerdi yani bunun bizim mucidi olduğumuz zamana zerre ihtiyacı yoktu. Aslında düşününce zamana bir insanında ihtiyacı yoktu. Zaman ilerler bazen geçmişteki günlere benzer ki günde bir zamandır. Zaman algısı şuanı yazıp anlatmaksa ben zamanın dışındayım uzun bir süredir. En azından sizin zamanınızdan. Üzüntüler, beklentiler planlar ve korkular hep...

Bir falcının günlüğü 2

Saygı değmez gelişmemiş insanlar. Beni uzun süredir hem buradan hem bloglarımdan ve yayınlarımdan takip edenler. Sizi sevmeme sebeplerimi bu şekilde göstermek hoşuma gidiyor. Bu yazıyı tweetlerimi görüp okuyanlar beni daha iyi anlayacaklardır lakin o tweetlerimi görmeden okuyanlar merve veridin olduğu erkan görüntüleri okusunlar. Kendileri ilham kaynağım oldu.  Fal bakmaya başlama sebeplerim daha önceki bloglarımda yazıldı. Cinlerin kontrol edildiği bir ailedeyim. Anne ve babası bu konuda güçlü varlıklarla iletişim halinde iken onlardan dünyaya gelen de tek erkek çocuk benim. İpler benim elime geçtiğinde çok küçük yaşlardaydım. Cinler bir kenara görüp, duyduklarım için peygamber olmam bile gerekiyordu dini kaynaklarda yazana göre. Neyse ki inancı dinlerden ziyade yaratıcı olan biri için bunlar hiç önemli olmamıştı. Yıllar ilerleyince insanlara olan sevgim hep azaldı. Bunun tonlarca sebepleri arasından sayabileceklerim bazen insanların bana olan inancı, bazense çok fazla...