Skip to main content

Size bir şey anlatıcam

Hala anlatabiliyorken.. İnanmayı bıraktınız, güçlü olmanın önemsiz olduğunu anladığınız ve yavaş yavaş gitmeye başladığınız zamanlarda olduğunuzu düşünün. Belki bir kanser 3-5 aylık ömür bir örnek olabilir. İşte o kanseri siz kendi kendinize oluşturuyorsunuz böyle düşünün. Bir insan neden bunu yapar ki? Bir çoğumuz anlayamayız ama bazılarımız anlar. Bu nokta da ne anlamanın bir anlamı var ne yazıyor olmanın. Ama süresi ne bilmesem de yapabildiğim ne varsa yapmaya devam etmeliyim. En azından daha zaman var.. Bazen devrilirsiniz devrilmek için sebepleriniz varsa tekrardan ayağa kalkmanız gerek daha güçlü şekilde ''kalkabildiğiniz kadar kalkın'' ben tekrar ayağa kalkmaktan ne yalan söyleyeyim sıkıldım. Bunun adı kimileri için depresyon kimileri için bir başka tanı bir çoğunu duydum belki haklı da olabilirdi bunu söyleyen insanlar ama sadece bakış açım farklıydı yaşananlara, gelişen olaylara. Ben kendime kabullendim insanlar ise bunu yapmak için bir ömür didinip bir sonuca varamadan geçip giderken başardığım şeyin yanlış olduğunu söylemeleri... Komik. Bir çoğu olmak istediği kişiyi olamaz ve olamayacakken olmak istediği kişi olanları hiç anlamazlar. Size bir sır veriyim böyle olmak zorundalar. Bir çok şey olabilecekken bir hiç olmayı seçmek bu düşüncelerin sebebi. Ama en azından kendim oldum. Sürekli daha iyi olmak, daha güçlü olmak bunların sonu yok. Ne için mücadele? Hayat karşımıza aniden beklenmedik bir şey çıkarttığında verdiğimiz tepki gerçektir. Didinip kazandığımız şeyler açıkçası istediğimiz için olanlar. Ve bunlar doğanın kanununda yer almaz. Doğanın birileri tarafından getirilmiş düzeninin ta kendisidir. Ve bunun da bir süresi vardır o süre biter. Ben o süreyi yaşamıyorum. Anlamak için anlatmak gerekmez diye bir sözüm vardır ben bunu istiyordum fakat istediklerim istedikleri olmadığı için haliyle bir beklenti ve sonuç ilişkisini yıpratabiliyor devamlılığı sadece zarardır. Tecrübe ile takstidlenmiştir bu. Tecrübeler yanlış çıkmaz mı? Elbette çıkar ama benimkiler doğruluktan yana kalmakta ısrarcı.

Comments

Popular posts from this blog

Ben allaha inanmıyorum siz inanıyor musunuz?

1 yıldan uzun süredir yayın konum olan ''Ben allaha inanmıyorum siz inanıyor musunuz? Sanırım bu blogda da sona yaklaştık. Ama artık sonun ne zaman geldiğini bilmiyorum. İnsanoğlunu anlamaya çalışıyorum her gün. Yıllar önce bir insanı anlamanın yolu onunla eşit şartlarda yaşamak olduğunu öğrendim ve bunu başardım. Lakin son konumuzda hiç onlarla aynı konumda olamadım. İnançsa konu, inançsızlık yalanı doğuruyor onlarda. Kısa bir özet geçmek daha anlaşılır yapar. ('') Yapacağım alanlar ''Ben allaha inanmıyorum siz inanıyor musunuz?'' Anlamına gelir. '' - Küfürler ''- Neden inanmıyorsun?'' ''- Ölünce inanırsın. ''- Nerede yaşıyorsun adresini ver de inanmanı sağlayayım. (Verdim) Küfürlere söyleyebileceğim bazı benzetmeler vardır yayınlarda hep söylerim. O da; Muhammed gibisiniz. Tam tarife uyan bir davranış. Muhammed kendisinin peygamber olduğunu iddia eden kişi ve aynı şekilde onun ağzından duyulan sözler i...

Zaman

Aslında zamanı yazmak uzun süredir düşünüp yazmaktan kaçındığım bir konuydu. Mükemmel işlenmesini istiyordum benim tarafımdan ama zaman mükemmelliği aramaz. Zaman nedir? Yada ne değildir bu öğretici bir yazı değil zamanı ölçemeyiz tartamayız sadece örneklerle ifade edebiliriz. Yaşlanan bir insanı zamanla kalıplaştırabilirsin fakat yüzlerindeki yaşlılık belirtileriyle geçen zamanı kabullendirebilirsin. Ben zamanı sevmeyenlerdenim. Tarihin eski zamanlarına gidecek olsaydık zamanı bulan icat edenlerin biz insanlar olduğunu rahatlıkla anlardık peki ne için? Güneşin doğup batmasıyla alakadar bir konu değildi zamanı bulmak çünkü o hep planlı işlerdi yani bunun bizim mucidi olduğumuz zamana zerre ihtiyacı yoktu. Aslında düşününce zamana bir insanında ihtiyacı yoktu. Zaman ilerler bazen geçmişteki günlere benzer ki günde bir zamandır. Zaman algısı şuanı yazıp anlatmaksa ben zamanın dışındayım uzun bir süredir. En azından sizin zamanınızdan. Üzüntüler, beklentiler planlar ve korkular hep...

Bir falcının günlüğü 2

Saygı değmez gelişmemiş insanlar. Beni uzun süredir hem buradan hem bloglarımdan ve yayınlarımdan takip edenler. Sizi sevmeme sebeplerimi bu şekilde göstermek hoşuma gidiyor. Bu yazıyı tweetlerimi görüp okuyanlar beni daha iyi anlayacaklardır lakin o tweetlerimi görmeden okuyanlar merve veridin olduğu erkan görüntüleri okusunlar. Kendileri ilham kaynağım oldu.  Fal bakmaya başlama sebeplerim daha önceki bloglarımda yazıldı. Cinlerin kontrol edildiği bir ailedeyim. Anne ve babası bu konuda güçlü varlıklarla iletişim halinde iken onlardan dünyaya gelen de tek erkek çocuk benim. İpler benim elime geçtiğinde çok küçük yaşlardaydım. Cinler bir kenara görüp, duyduklarım için peygamber olmam bile gerekiyordu dini kaynaklarda yazana göre. Neyse ki inancı dinlerden ziyade yaratıcı olan biri için bunlar hiç önemli olmamıştı. Yıllar ilerleyince insanlara olan sevgim hep azaldı. Bunun tonlarca sebepleri arasından sayabileceklerim bazen insanların bana olan inancı, bazense çok fazla...