Skip to main content

Sıkıldığınız oluyor mu?

 Sizinde sıkıldığınız oluyor mu insanlardan, doğadan, hislerden ve hissizlikten. İzlediğiniz insanların davranışlarından, anlamsız hareketlerinden hiç kimse ile oturup gerçek bir sohbet edemiyor olmaktan. 


Küfürsüz konuşamayanlardan, kendilerini ifade edemeyenlerden, güzellik ve makyajdan ibaret olanlardan, pohpohlanmadığında o ortamdan uzaklaşanlardan ellerindeki tek yetkinlik moda tasarımının esiri olanlardan.. 


Ülkemdeki cahalete kapılmış sürüden, yıllardır süren koltuk sevdalılarından ve bunu göremeyen halkın içinde yaşıyor olmaktan tek ufku alacağı bir ev, belki araba olandan tüm dünyayı yaşadığı şehirden ibaret sananlardan..


Dedikodusuz yaşayamayan ve birilerinin arkasını konuşmayı bıraktığı an kelam edecek lafı olmayandan. Sahte gülüşlerden çıkarcı olanlardan, yapmacık ve rol yapanlardan kendi çapında oyuncu olanlardan.. 


Kendini kendince sebeplerden kullandıranlardan, aslında yaşamıyor olanlardan, dışı parlak boyalarla kaplı ama içi simsiyah kir tutmuş olanlardan.. 


Aslında detaylı ve uzun yazacaktım diye düşünürken anlaşılmıyor olmaktan yada üf ne diyor be diyenlerden.. Bu dünyada yada bu yüzyılda olmayı tercih etmesemde şuanda burada oluyor olmamdan. Değmeyeceğini düşündüğüm ne varsa halen daha düşünüyor olmaktan. Bir umut dediğim günden bu yana yaşıyor olmaktan ve çakmaktaş misali ayaklarımla bu taş arabayı sürüyor olmaktan benim gibi bu hisleri yaşarken sıkıldığınız sizinde oluyor mu? 


Benimki sanırım artık sıkılmanın ötesi. Belki hak ettiğimden belki bunu hak görmemden. Yalandan kurulu bir yaşamdansa ben buna kabulum ama vardır illaki bu durumdanda sıkılanlar...

Comments

Popular posts from this blog

Ben allaha inanmıyorum siz inanıyor musunuz?

1 yıldan uzun süredir yayın konum olan ''Ben allaha inanmıyorum siz inanıyor musunuz? Sanırım bu blogda da sona yaklaştık. Ama artık sonun ne zaman geldiğini bilmiyorum. İnsanoğlunu anlamaya çalışıyorum her gün. Yıllar önce bir insanı anlamanın yolu onunla eşit şartlarda yaşamak olduğunu öğrendim ve bunu başardım. Lakin son konumuzda hiç onlarla aynı konumda olamadım. İnançsa konu, inançsızlık yalanı doğuruyor onlarda. Kısa bir özet geçmek daha anlaşılır yapar. ('') Yapacağım alanlar ''Ben allaha inanmıyorum siz inanıyor musunuz?'' Anlamına gelir. '' - Küfürler ''- Neden inanmıyorsun?'' ''- Ölünce inanırsın. ''- Nerede yaşıyorsun adresini ver de inanmanı sağlayayım. (Verdim) Küfürlere söyleyebileceğim bazı benzetmeler vardır yayınlarda hep söylerim. O da; Muhammed gibisiniz. Tam tarife uyan bir davranış. Muhammed kendisinin peygamber olduğunu iddia eden kişi ve aynı şekilde onun ağzından duyulan sözler i...

Zaman

Aslında zamanı yazmak uzun süredir düşünüp yazmaktan kaçındığım bir konuydu. Mükemmel işlenmesini istiyordum benim tarafımdan ama zaman mükemmelliği aramaz. Zaman nedir? Yada ne değildir bu öğretici bir yazı değil zamanı ölçemeyiz tartamayız sadece örneklerle ifade edebiliriz. Yaşlanan bir insanı zamanla kalıplaştırabilirsin fakat yüzlerindeki yaşlılık belirtileriyle geçen zamanı kabullendirebilirsin. Ben zamanı sevmeyenlerdenim. Tarihin eski zamanlarına gidecek olsaydık zamanı bulan icat edenlerin biz insanlar olduğunu rahatlıkla anlardık peki ne için? Güneşin doğup batmasıyla alakadar bir konu değildi zamanı bulmak çünkü o hep planlı işlerdi yani bunun bizim mucidi olduğumuz zamana zerre ihtiyacı yoktu. Aslında düşününce zamana bir insanında ihtiyacı yoktu. Zaman ilerler bazen geçmişteki günlere benzer ki günde bir zamandır. Zaman algısı şuanı yazıp anlatmaksa ben zamanın dışındayım uzun bir süredir. En azından sizin zamanınızdan. Üzüntüler, beklentiler planlar ve korkular hep...

Bir falcının günlüğü 2

Saygı değmez gelişmemiş insanlar. Beni uzun süredir hem buradan hem bloglarımdan ve yayınlarımdan takip edenler. Sizi sevmeme sebeplerimi bu şekilde göstermek hoşuma gidiyor. Bu yazıyı tweetlerimi görüp okuyanlar beni daha iyi anlayacaklardır lakin o tweetlerimi görmeden okuyanlar merve veridin olduğu erkan görüntüleri okusunlar. Kendileri ilham kaynağım oldu.  Fal bakmaya başlama sebeplerim daha önceki bloglarımda yazıldı. Cinlerin kontrol edildiği bir ailedeyim. Anne ve babası bu konuda güçlü varlıklarla iletişim halinde iken onlardan dünyaya gelen de tek erkek çocuk benim. İpler benim elime geçtiğinde çok küçük yaşlardaydım. Cinler bir kenara görüp, duyduklarım için peygamber olmam bile gerekiyordu dini kaynaklarda yazana göre. Neyse ki inancı dinlerden ziyade yaratıcı olan biri için bunlar hiç önemli olmamıştı. Yıllar ilerleyince insanlara olan sevgim hep azaldı. Bunun tonlarca sebepleri arasından sayabileceklerim bazen insanların bana olan inancı, bazense çok fazla...